|
|
 |
Kaynaklar |
 |
 |
Türkçe
English
|
 |
Türkiye'de Serbest Bölgeler 17 Eylül 2003
Serbest bölgeler, ülkenin siyasi sınırları içinde olmakla birlikte gümrük hattı dışında sayılan, ülkede geçerli ticari, mali ve iktisadi alanlara yönelik hukuki ve idari düzenlemelerin uygulanmadığı veya kısmen uygulandığı, sınai ve ticari faaliyetler için daha
geniş teşviklerin tanındığı ve fiziki olarak ülkenin diğer kısımlarından ayrılan yerler olarak tanımlanmaktadırlar.
Serbest bölgeler gümrük hattı dışında sayıldığından serbest bölgeler ve Türkiye'nin diğer yerleri arasında yapılan ticarette dış ticaret hükümleri uygulanmaktadır. Türkiye'den serbest bölgeye yapılan satışlar ihracat rejimine, serbest bölgeden Türkiye'ye yapılan satışlar ise ithalat rejimine
tabi tutulmaktadır. Serbest bölgeye kullanıcıları Türkiye'den ihraç fiyatına (KDV'siz) mal ve hizmet satın alabilmektedirler.
Serbest Bölgelerin Kurulma ve İşletilme Amaçları
Türkiye'deki ihracat için yatırım ve üretimi arttırmak
Yabancı sermaye ve teknoloji girişini hızlandırmak
Ekonominin girdi ihtiyacını ucuz ve düzenli bir şekilde temin etmek
Dış finansman ve ticaret imkanlarından daha fazla yararlanmak
Serbest Bölgelerin İşlevi
Ülkeye yabancı sermaye ve teknolojilerin getirilmesine imkan sağlayacak uygun zeminin hazırlanması
Sanayicinin ihtiyaç duyduğu bazı ham madde ve ara malların kolaylıkla, istenilen miktarda ve zaman kaybı olmadan temin edilebilmesi
Sağlanan teşvik ve avantajlarla düşük maliyetli mal üretimi ve ihracı
Türkiye dışından gelen malların transit olarak diğer ülkelere satımı
Yeni istihdam olanaklarının yaratılması
Türk ihraç ürünlerinin ihracatını kolaylaştırmak ve hızlandırmak bakımından basamak olmaları
Serbest Bölgelerde Faaliyet Konuları
Üretim, alım-satım, montaj-demontaj, bakım-onarım, bankacılık, sigortacılık, bilişim, finansal kiralama, depo işletmeciliği, işyeri kiralama ve diğer konular olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
Serbest Bölgelerde Muhasebe Uygulamaları
Serbert bölgelerde defterler Türkçe düzenlenir. Serbest bölge müdürlükleri ve genel müdürlükçe talep edilen bilgiler verilir. Her türlü bilgi, belge ve doküman serbest bölge müdürlüğünün kontrolüne açık ve tabi olup, muhasebe kayıtlarına bölge dışındaki faaliyetlere ilişkin kayıtlar işlenemez.
Mükellefler fatura ve ticari defterlerini hesap döneminden önce bölge müdürlüğüne onaylattırmak zorundadırlar. Mükellefler genel müdürlükçe belirlenen özel faturayı kullanmakla yükümlü olup, serbest bölge müdürlüğünce onaylanmayan faturalar geçersiz sayılır.
Hizmet faaliyetlerinde bulunan kullanıcılar üçer aylık dönemler itibariyle düzenledikleri faturaların örneklerini serbest bölge işlem formu ekinde bölge müdürlüklerine verirler.
Serbest Bölgelerin Türkiye'deki Gelişimi
Türkiye'de serbest bölge kurulması için ilk teşebbüs 1927 yılında 1132 sayılı Serbest Bölgeler Mıntıka Kanunu'nun kabulü ile gerçekleştirildi. 1953 yılında bu kanun kaldırılarak 6209 sayılı ilk Serbest Bölgeler Kanunu kabul edildi. Serbest bölge için en uygun yer olarak
İskenderun seçildi ve burada bir serbest bölge kuruldu. Fakat o dönemde Türkiye'nin ticari gelişimi ve yapısı bu konuya yeterli desteği sağlayamadığı için serbest bölgeler ile ilgili çalışmaların sürdürülmesine ara verildi.
Dünya ekonomisindeki gelişmeler ve yeni düzenlemeler Türkiye'de serbest bölgeler konusunu bir kez daha gündeme getirdi. Önce bu konuda bir teşkilatlanmaya gidilerek, 1983 yılında Başbakanlık bünyesinde bir Serbest Bölgeler Müdürlüğü kurulması kararlaştırıldı. Daha sonra
serbest bölgeler Devlet Planlama Teşkilatı'nın bünyesinde bir başkanlık olarak yer aldı. 1985 yılından itibaren de bölge müdürlükleri kuruldu. 1991 yılında çıkan bir kanun hükmünde kararname ile Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü ve bağlı bölge müdürlükleri Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı bünyesine alındı.
Kuruluş Biçimlerine Göre Serbest Bölgeler
Arazi ve altyapı finansmanı devlet tarafından karşılanan, üstyapısı yatırımcı kullanıcılar tarafından gerçekleştirilen, işletmesi ise özel sektöre verilen serbest bölgeler (Örnek: Antalya, Mersin).
Devlet tarafından temin edilen arazi üzerinde, özel sektör tarafından kurulup işletilen ve üstyapı tesislerini yatırımcı kullanıcıların gerçekleştirdiği serbest bölgeler (Örnek: Ege, Trabzon, Adana-Yumurtalık).
Arazisi, altyapısı ve üstyapısı devlet tarafından temin edilen ve kamu tarafından işletilen serbest bölgeler (Örnek: Atatürk Havalimanı).
Arazi ve altyapı finansmanı özel sektör tarafından sağlanan, üstyapısı yatırımcı kullanıcılar tarafından gerçekleştirilen ve işletilmesi özel sektöre verilen serbest bölgeler (Örnek: İstanbul-Trakya, İstanbul-Deri ve Endüstri, Avrupa, Kayseri, Gaziantep, Menemen, Mardin).
Serbest bölgelerde faaliyette bulunmak için Dış Ticaret Müsteşarlığı Serbest Bölgeler Müdürlüğü'nden faaliyet ruhsatı alınması gerekmektedir. Faaliyette bulunmak isteyen bütün gerçek ve tüzel kişiliğe sahip firmaların ticaret sicili kayıtlarının bulunması zorunludur.
Serbest Bölgeler ve Ticaret Hacmi
Serbest Bölgeler Genel Müdürü Mehmet Demirel Dünya Gazetesi'ne verdiği röportajda, Türkiye'de halen 21 serbest bölgenin faaliyet gösterdiğini, 2002 yılında bu bölgelerin toplam ticaret hacminin 11.1 milyar USD olduğunu ve bunun %80'ninden fazlasının Türkiye'nin batısındaki serbest bölgelerden elde edildiğini, 2003 sonu itibariyle serbest bölge sayısının 26-28 arası bir
rakama çıkabileceğini ve ticaret hacminin de 15 milyar USD'yi bulabileceğini ifade etmiştir.
Rakamlar Konuşuyor
Peki, temelinde ihracatın ve yabancı sermaye girişinin arttırılması yatan serbest bölgelerde durum gerçekten beklenildiği gibi mi gelişmektedir ?
Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları tarafından yapılan incelemeler sonrası hazırlanan rapora Ocak 2003 itibariyle serbest bölgelerde toplam 3,412 firma faaliyet göstermektedir. Bu firmaların 2,854'ü yerli, 558'i ise yabancıdır.
3,412 firmanın sadece 502'si (%15) serbest bölgelerde üretim yapmaktadır ve yabancı firmalar bölgelere üretim için gelmemektedir.
Üretim dışı faaliyet gösteren firmaların 2,226'sı alım-satım, 44'ü montaj-demontaj, 253'ü işyeri kiralama, 92'si depo işletmeciliği, 57'si bankacılık-sigortacılık, 23'ü işletmecilik, 70'i İMKB aracılık ve 145'i de diğer alanlarda faaliyet göstermektedir.
Serbest bölgelere beklenen oranda yabancı sermaye girişi de sağlanamamış ve 2001 sonuna kadar bölgelerdeki yabancı yatırım tutarı 110 milyon USD civarında kalmıştır.
Tedbirler
Teşvikler ve vergi muafiyetleri ile üretim üsleri olması beklenen serbest bölgelerin birer ithalat üssüne dönüşmüş olması ve yaratılan haksız rekabet nedeniyle Gelirler Genel Müdürlüğü, Vergi Konseyi ve Hesap Uzmanları yeni öneriler getirmektedirler.
Gelirler Genel Müdürlüğü'nün modelinde bu bölgelerdeki gelir ve kurumlar vergisi istisnalarının kaldırılması, ancak serbest bölgede şube olarak değil şirket olarak faaliyette bulunulması ve şirketin satışlarının en fazla %15'inin yurtiçine olması durumunda bu firmalardan %15 gibi düşük
kurumlar vergisi alınması ve bölgede çalışan işçilerin tamamen gelir vergisine tabi olması önerilmektedir.
Vergi Konseyi'nin modelinde ise serbest bölgede vergi, resim ver harç istisnalarının sadece transit ticaret ile imalat faaliyetlerinde uygulanılması teklif edilmektedir. Ayrıca bölgedeki firmaların Maliye Bakanlığı tarafından denetlenmesi istenmektedir. Bu düzenlemeler yapılırken
mevcut ve yeni yatırımcıların ürkütülmemesi gerektiği belirtilmektedir.
Ancak buna rağmen, yakın zamanda ortaya atılan ve serbest bölgelerdeki işlemlerden peşin olarak alınan fon payının binde 5'ten attırılması yönündeki tartışmalar bile yatırımcılar arasında yeteri kadar tedirginlik yaratmış bulunmaktadır.
|
|
|
|
|
|
|