Gruppal ile Tatile kn
 
Makaleler
Türkçe English
Türkiye'de Yüksek Teknoloji Ürünü Geliştirmek ve Rekabet Gücü
22 Temmuz 2003

Ürün geliştirmekle şöyle yada böyle ilgisi olan hemen hemen herkes çoğu zaman aklından dünya ile rekabet edebilecek bir ürün geliştirmeyi ve bunu hem yurt içinde hem de yurt dışında pazarlamayı geçirmiştir.

Bende bir süredir sadece aklımdan geçirmekle kalmayıp dijital tasarım ve gömülü yazılım içeren ve bir iki yüksek teknoloji ürününü memleketimize kazandırmak üzere prototip çalışmaları yapıyorum dostum ve ortağım Basri Kul ile beraber :)

Bu yazımda sözünü ettiğim çalışmalar sırasında gözüme çarpan bir iki şeyi sizlerle paylaşıyor olacağım.

Hangi ürünü geliştireceğimize karar verirken aklımızda Türkiye'nin hali hazırda ithal ettiği bazı ürünleri burada geliştirilerek dışa bağımlılığın azaltılması ve dövizin içeride kalması fikri vardı.

Bilgisayar ve elektronik ile iç içe olduğumuz için ilk önce bilgisayar güç kaynağı, bilgisayar kasası, mouse, klavye, modem, ethernet kartı gibi ağırlıklı olarak uzakdoğudan ithal edilen ürünleri burada tasarlamayı ve üretmeyi düşündük.

Bu ürünler teknolojik olarak Türkiye'de pekala tasarlanabilecek ve üretilebilecek olmalarına rağmen burada üretilmeleri durumunda ithal edilmiş bir üründen daha ucuza mal edilmeleri şuanki koşullarda olası değil.

Bir örnek vermek gerekirse uzakdoğudan orta halli bir P4 kasası (güç kaynağı ile beraber) bugün son kullanıcıya fiyat çok değişkenlik göstermekle beraber ortalama 25 USD'ye satılmaktadır.

O fiyat üzerinden üretici karı, distribütör ve bayi karlarını kaldırdığınızda üretim maliyetinin 7-8 USD'yi geçmemesi gerekir.

Bugünkü kurdan (1 USD = 1,390,000 TL) hesapladığımızda elektronik tarasım, parça maliyetleri, metal aksam, endüstriyel tasarımı, personel giderleri, işyeri giderleri, kalite kontrolü, ambalajı ve diğer görünmeyen kalemleri ile beraber 11,120,000 TL'ye bir bilgisayar kasasını Türkiye'de üretebilmeniz mümkün değildir.

Peki üreten nasıl üretiyor ? Dikkat edecek olursak bu tip üretimleri Amerika yada Avrupa'dan ziyade uzakdoğu yapmaktadır. Nedeni de uzakdoğuda işçi maliyetlerinin ve enerji gibi diğer girdilerin son derece düşük olmasıdır.

Çinde bir işçi ayda 20-30 USD arası bir ücret alırken, Türkiye'de asgari ücret yaklaşık 220 USD'ye denk gelmektedir. Tabii 4 yada 5 katı olan elektrik fiyatlarını da unutmamak gerekir :)

Elektronik ile iç içe olanlar bilir, bir parçadan 100 adet yerine 10,000 adet sipariş verdiğinizde parça başı maliyetiniz bazı ürünler için %60-70 azalmaktadır. Hal böyle olunca tek işi güç kaynağı üretmekte olan ve kullandığı elektronik malzemeden 100,000'ler mertebesinde sipariş veren bir Çin'li üretici ile rekabet etmeniz mümkün olamayacaktır.

Bu ufak analizi yaptıktan sonra bizim rekabet edebileceğimiz alanın yukarıda belirttiğim ürünler gibi katma değeri düşük olanlar değil, tasarımı ciddi mühendislik gerektiren, üretimi nispeten zor ve kar marjı daha yüksek olan ürünler olması gerektiğinde karar kıldık.

Bununla birlikte rekabet avantajını elektronik üzerine gömülü yazılımların yaratacağı fikrinde birleştik. Bunun nedeni, son yıllarda yarı-iletken teknolojisinde yaşanan gelişmeler ile artık tek bir devre üzerinde pek çok fonksiyonun standard olarak alınabilmesidir.

O zaman bir üretici olarak siz farkınızı ancak tasarımınız, yaratıcılığınız ve standard fonksiyonlara yapabileceğiniz akıllı eklentiler ile ortaya koyabilirsiniz.

Şuanda biz tıp elektroniği üzerinde sözünü ettiğim katma değeri yüksek bir iki ürün üzerinde prototip çalışması yapıyoruz.

Bu çalışma sırasında bizi en çok pek önemli üreticilerin (Motorola, National Semiconductor, Texas Instruments, Analog Devices vs) yarı-iletken bölümlerinin burada temsilcilerinin bulunmaması ve dolayısıyla örnek parçaların ancak yurt dışından temin edilebilmesi yoruyor.

Türkiye'de bulunan Arrow, EBV gibi Avrupa'nın önde gelen distribütörleri her ne hikmetse bir parça sorulduğunda temin edemiyoruz diyorlar :)

Diğer bir unsur da bazı parçaların sadece belirli endüstrilere ve çok yüksek montanlarda satılıyor olması. Telekom operatörlerine yıllık en az 500,000 satmayı planladıkları parçaları bize 2,000 tane lazım deyince satmıyorlar :)

Tabii aşacağız bunları, inşallah :)

Elektronik ve yazılım kısmı netice itibariyle halledilebilecek durumda çünkü çok fazla üretici olduğu için biri satmasa diğerinden alabiliyorsunuz, hatta Internet üzerinden sipariş vermek de mümkün olabiliyor.

Bizi asıl maddi ve manevi olarak yıpratacak kısım ürünün dış kısmı yani ambalajı.

Daha önce kalıp çalışması yapmış olan herkes bilir ki Türkiye'de kalıpçıya gittin mi elini verir kolunu alamazsın, kolunu kaybettiğin gibi ortaya düzgün bir şey de çıkmaz :)

Bu latife tabii ama gerçek olan kısım Türkiye'de kalıp ve plastik enjeksiyon konusunda ince işçiliğin çok rahat yapılmadığı, hata payının ve maliyetlerin yüksek olduğudur. Yaptığımız araştırmalarda KaleKalıp gibi bu işe çok iddialı soyunan firmaların bile 8-9 ay sonrasına gün verdiğini ve detay işçiliğin sınırlı olduğunu öğrendik.

Elektronik ve yazılım konusundaki çalışmalarımız sona erdiğinde kalıp için de bir formül bulacağız tabii. Korkarım o formül uzakdoğudan geçecek :)

Vel hasıl ürün geliştirmek ve onun Arge'si çok keyifli. Dijital tasarım okumuş herkese tavsiye ederim :)

© 2003 İlker Atalay
  • Diğer Makaleler




  • Home
         ICQ #: 7318385